Sosyal Medya Sağlık Sektörünü Nasıl Etkiliyor?

Sabah boğazınızda hafif bir gıcık ile uyanıyorsunuz. Bu histen kurtulmak için hafifçe öksürüyor ve bol su içiyorsunuz. Birkaç saat sonra hala aynı hissin devam ettiğini görüyorsunuz. Annenizi aramak ya da bir doktora görünmek yerine, internete yöneliyorsunuz. Günümüzde neredeyse herkesin bilgisayarı ve internet bağlantısı var ve arama yaparak basit bir boğaz enfeksiyonundan bronşit ve astım gibi ciddi problemlere kadar çeşitli sonuçlar elde edebiliyor.

Fakat bunu yapabiliyor olmamız, yapmamız gerektiği anlamına gelmiyor. Sağlık konusunda sosyal medya ve internete güvenmek ne kadar doğru?

Doktorlar ve Hastaneler Sosyal Medyada

Günümüzde, gittikçe daha çok doktor sosyal medyayı yardımcı bilgiler verme ve hastalarla ilgilenme amacı ile kullanmaya devam ediyor. Pricewaterhouse Cooper, 100’den fazla hastaya ve 100’den fazla sağlık personeline birçok sağlık firmasının sosyal medyayı ve interneti kullanması hakkında ne düşündüklerini sordu ve sonuçlar en çok güvenilen paylaşımların doktorların(%60), hemşirelerin(56) ve hastanelerin(%55) paylaşımlarının olduğunu gösteriyor.

Sosyal medya, bilgi aktarmak ve bazen kişisel yardım için bile hastaneler ve medikal profesyoneller tarafından daha aktif kullanılmaya başladı.
Le Bonheur Çocuk Hastanesi’nin İnteraktif Pazarlama Uzmanı Amanda Mauck, sosyal medya aracılığı ile etkileşim sağlamanın, sağlık bilgileri vermenin yanı sıra hastalar ile empati kurabilmeyi sağladığını da dile getiriyor.

Örneğin La Bonheur Çocuk Hastanesi’nin Facebook sayfasında, hastane hakkındaki son haberlerin yanı sıra, alakalı aile hikayeleri ve ebeveynlik önerileri bulunuyor. Mauck, “Kullanıcılarımız fotoğrafları, başarı hikayelerini ve ekibimizin ailenin bir parçası olduğu hikayeleri seviyor.” diyor. Hastane özel medikal durumlar hakkında bilgi edinmeyi amaçlayan özel mesajları alıyor fakat, bunları asla Facebook sayfalarında yayınlamadan, bu tür sorular için hastanenin genel iletişim formuna ya da telefonuna yönlendiriyorlar. Mauck bir ailenin tıbbi konular hakkında yorum yaptığında, aileyi genel hesaplarına mail atmaları konusunda yönlendirdiklerini söylüyor ve bunun sebeplerinin ise ilk olarak hasta gizliliği olduğunu, diğerinin ise aileyi ekipteki doğru kişiye yönlendirme olduğunu ekliyor.

KevinMD.com’un kurucusu ve dahiliye doktoru Kevin Pho, internette yanlış bilgilendirmenin çok fazla olduğunu dile getiriyor. İnsanların online olarak okudukları her şeye güvenmemesi gerektiğini de ekliyor. “Örneğin web sitelerinin neredeyse yarısı bebeklerin uyuma güvenliği hakkında kesin doğrular önerdiğini ya da iştahsızlık websitelerinin YouTube’da daha sıklıkla paylaşıldığını düşünün.” diyen Kevin Pho’ya göre sağlık uzmanlarının sosyal medyada daha sağlam bir yer edinmeleri gerektiğini ve ikinci kaynak olarak kullanılan sitelere yönlendirmeleri gerektiğini dile getiriyor.

Pho Facebook’u daha kişisel sebepler için kullanırken, Twitter’ı yeni haberler ve hikayelerin yanında kendi alanı ile ilgili bilgi vermek üzere kullanıyor. Pho, sağlık reformu, sağlık hakkındaki görüşleri internet ortamı taşımaya yönlendirdiğini düşünüyor. Sağlık hizmetlerini düzeltmek için, politik yelpazenin her iki ucundan gelen çözümlere ihtiyacımız olduğuna inandığını ve bu yüzden aşırı partizan ve dogmatik paylaşımlar yapmaktan kaçındığını belirtiyor.

Pho’nun ihtiyaçlar listesi, çeşitli sağlık hizmetinin bir parçası olan hekimleri, sosyal medya uzmanlarını ve politika analistlerı içeriyor. Doximity gibi, Facebook ve Twitter’a benzeyen sosyal platformlar, sadece tıbbi uzmanların hastalar ile olduğu kadar meslektaşları ile de iletişim kurmasını sağlıyor. Burada birbirleri ile iletişim kurup yardım gerektiği zaman birbirlerine danışabiliyorlar.

İnternette Sağlık Hizmeti Vermenin Zorlukları

Tabi ki doktorların çok fazla online olması problem yaratabilir. İnternet her zaman özelin sınırlarını aşmıştır. Hastalar hakkındaki hassas konular tweet ya da yorumlar ile ortaya çıkabilir. Doktor ve hasta arasındaki ilişki kolayca bozulabilir. Birçok sağlık kuruluşu, çalışanlarının hastalar ile Facebook ya da diğer sosyal medya platformlarında arkadaşlık kurmasını istemiyor.

The Wall Street Journal, Journal of General Internal Medicine’da yayınlanan bir anketten bahsediyor. 2011’de yapılan bu anket, hastaları tarafından kişisel sosyal medya hesaplarına arkadaşlık isteği gönderildiği ve %58’inin bu isteği reddettiğini gösteriyor. Westerville, Ohio’da Ortopedist olan Thomas Lee, özellikler Twitter’ı riski olarak görüyor çünkü Twitter açık bir forum… Bu durum, sosyal medyanın HIPAA(Sağlık Sigortası Taşınabilirlik ve Sorumlulu Yasası) yüzünden hekimler için zor olduğunu gösteriyor. Lee tıbbi konularda içeriğin kişiselleştirilmeden konuşulmasının zor olduğunu ve HIPAA yüzünden içeriğin kişiselleştirilemediğini dile getiriyor. Teşhis ve tedavi planı oluşturmadan önce hastanın güncel durumunun hikayesi ve fiziksel muayenenin gerekli olduğunu söylüyor. Aylardır baş ağrısı olan bir hastanın basit bir baş ağrısından, migrene, alerjiden hayatı tehdit eden beyin tümörüne kadar birçok problemi olabileceğini belirtiyor. Hastaya dokunmadan ve konuşmadan hangi hekim ya da bilgisayar programı bu teşhisler arasındaki farkı anlayabilir ki?

Lee, Twitter ve Facebook hesaplarından tıbbı önerilerde bulunmaktan kaçınıyor fakat kendisinin hastalar ve meslektaşları tarafından tanınmasına yardımcı olduğu da kabul ediyor. Çok sık paylaşımda bulunmasına rağmen, online olarak bir sohbete pek fazla katılmıyor.

Dr. Rob Lamberts da Twitter’ı riskli bir platform olarak görüyor. Küçük çaplı blogları sadece meslektaşlarına tıbbı sorular sormak için kullanıyor. Facebook’u önceden insanlara Zithromax üzerindeki çalışmaları göz önünde bulundurarak önerilerde bulunmak için kullanmış ama Lamberts sosyal ağların tıbbi uygulamalardan çok genel iletişim ve pazarlama amaçlı kullanıldığını düşünüyor.

Cleveland Clinic Multichannel Content Marketing üst düzey yöneticisi Scott Linabarger, hekim ile birebir konuşmanın yerini başka hiçbir şeyin almaması gerektiğine inanıyor. Linabarger, “Biz özel önerilerde bulunamayız ya da sosyal medya aracılığıyla teşhis koyamayız. Bilgimiz çok genel ve yönlendirme amaçlı… Paylaşımlarımız, Cleveland ile ilgili değil kullanıcılar ile ilgili… “ diyor. Cleveland Clinic’in 450 binin üzerindeki Facebook takipçisi, hastanenin Facebook sayfasından sağlık ve zindelik hakkında ipuçları, hastalıklar ve durumlar hakkında bilgi, tıptaki son gelişmeler hakkında bilgi almak istiyor. Cleveland Clinic tarafından görseller aracılığıyla sunulan gelen bilgiler, sadece metin içeren paylaşımlara nazaran daha çok tepki alıyor.
Peki online terapi ve sanal oturum gibi uygulamalar? Sidney Üniversitesi’nin araştırmacıları tarafından internet-bazlı, anksiyete ve depresyon yardımı sağlayan ücretsiz bir online program olan Bilişsel Davranış Terapisi üzerine yürütülen araştırmanın sonuçları hafif şiddetli depresyon ve kardiovasküler rahatsızlıklarını hafifletme konusunda online öneri hakkında arama yapmaktan daha etkili olduğunu gösteriyor.

E-terapi şirketi olan Talk to An Expert, Inc.’nın başkanı Lawrence Shapiro “Aslında online terapi, akıl hastalığı olan fakat herhangi bir yardım almayan 4 insandan 3’üne yardımcı olacak.” diyor. Mesafeden dolayı ya da fiziksel olarak engelli olduğundan dolayı geleneksel yardım için ofise gelemeyen insanlar için bunun çok önemli olduğunu dile getiriyor. Online terapinin ofisteki terapiden kadar etkili olduğunu da ekliyor. Amerikan Psikoloji Derneği’ne göre, akıl hastalığı olan insanların %25’inin gerekli yardımı almıyor ve online terapi terapilere erişim kolaylığı sağlıyor.

Maddi durumlardan dolayı yardım alamayan hastalara acil psikolojik hizmet sağlayabileceklerini de dile getiriyorlar.

Dr. Internet Hizmetinizde

Pew Research Center Internet ve American Life Proje’nin raporuna göre, her üç Amerikalıdan biri interneti tıbbi sorunları çözmek için kullanıyor. Bu kullanıcıların hepsi, problemlerini Internet sayesinde çözmeye çalışıyorlar; bunların %46’sı sorunlarının çözümü için profesyonel tıbbi yardımın yeterli olduğunu düşünüyor, %38’i hastalıklarını evde kendi kendilerine geçirebileceklerine inanıyorlar ve %11’i iki seçeneği de uygulayıp sonuca ulaşıyorlar. Internet üzerinden ulaşılan sonucun doğruluğu ise farklı bir sorun; %41’i gerçek bir doktor tarafından tavsiye aldığını düşünürken, diğer % 2 fazlası kısmi teyit aldığını düşünüyor; %18’i tamamıyla anlaşmazlık içerisindeyken diğer %1’i kararsız olduğunu belirtiyor.
İnternetten yardım almak, tıbbi olanaklardan ücretsiz, hızlı ve kolay bir şekilde yararlanmak hayatı tehdit etmeyen hastalıklar için alternatif bir metot. Facebook kullanıcıları için sağlıklı yaşam odaklı siteler var; ve bu siteler kullanıcıları daha sağlıklı yaşamaya yöneltiyor. Bir tek ‘tık’ ile bir fitness grubuna üye olabiliR, sağlıklı yaşam ve spor ile ilgili sorularınıza diğer üyelerin tecrübelerinden yararlanarak cevap bulabilirsiniz.
“Şikayetlerimi Twitter ve Tumblr gibi sosyal medya sitelerinde yaparak, sevdiklerime daha az yük olmaya başladım” diyen Dana Baker, tiroit kanserinden kurtulmuş bir hasta. Tiroit kanserinin yanı sıra uzun süre birçok hastalıktan dolayı ıstırap çekmiş, kronik yorgunluk, fibromiyalji, gerginlik ve depresyon yaşamış. Facebook’taki destek gruplarının üyeleri olan diğer hastaların duygularına ve sıkıntılarına dahil olarak zaman geçiriyor. Baker, “Kronik bir hasta olduğunuz zaman, hem kendiniz hem de yakınlarınız duygusal bir çöküntüye giriyor. Sevdikleriniz için çok zor bir durum, çünkü sizin acı çektiğinizi görüyorlar ve çoğu zaman yapacakları hiçbir şeyleri yok. Bu yüzden Facebook üzerinden destek gruplarını takip ediyorum, diğer hastalarla ve doktorlarla neler yaşadıklarımızı ve süreçlerimizi anlatıyoruz.” diyor.
Sosyal medya sitelerini kullanmanın yanı sıra Baker, Google’dan doktorlar için hazırlanmış sitelere bakıyor. Örneğin, genel tıbbi bilgiler için WebMD; daha hastalık odaklı siteler için başka siteleri deniyor, örneğin migraine.com ve thyca.org. Aynı zamanda Baker iPhone kullanıyor ve buradaki uygulamalar sayesinde doktorlarıyla direkt olarak iletişim sağlıyor.
Aynı zamanda internet, dünyada evde tedavi için başvurulan yolları da bilgisayarınıza getirir. İnternete güvenerek evde ilaç ve tedavi uygulamaları yapmak biraz doğru görünmese bile Home Remedies Web diye siteler mevcuttur. Bu sitelerde doğal yollardan hastalıklar için ne tip ilaçlar hazırlayabileceğiniz gösterilmektedir. Sitede ilaçların nasıl etkileri olduğunu kullanıcı yorumlarından anlayabilirsiniz böylece nasıl bir şeyle karşı karşıya olduğunuzu anlarsınız.
Pew Araştırma Merkezi’nin bulgularına göre insanların büyük çoğunluğu internet aramasına dayanarak hastalığı yenebilmenin daha kolay ve emin bir yol olduğunu düşünüyorlar. Burada sorun olan ise, o kadar fazla bilgi var ki bunlardan birçoğu doğru olmayan bilgiler vererek insanları yanlış yönlendirebiliyor. Hong Kong Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar doğruladı ki, daha önceden bir hastalığı geçirmişseniz ya da hastalık hakkında bilginiz varsa ancak o zaman internette yazılan bilgilerinin hangisinin yanlış olduğunu bilebilirsiniz.
Pho, “Hastaları, hastalık hakkında tıbbi destek almak için teşvik ediyorum. Hastalar, hastalıkları hakkında iyi bir şekilde bilgilendirilmeliler ve bütün şeffaflığı ile hastalığı ve aldıkları bilgilerin kime ait olduğunu öğrenmeliler. Önceden belirttiğim gibi asıl sorun internette verilen bilgilerin değeri… Çok fazla bilgiye ulaşabiliyor olmak bir sorun.”

Sosyal medya ve sağlık hizmetleri birarada yürütülebilir

Pho, “Sosyal medya her zaman güvenli bir platform olmuyor; internetin diğer ucundaki gerçek bir hasta ya da hekim olmayabilir” diyor. Birçok hastane ve tıp kuruluşu, hekim ve çalışanları için ‘sağlık hizmetleri sosyal medya ilkeleri’ belirliyor. Bu ilkelere uyulduğu sürece, sosyal medyanın hastaları ve doktorları bir araya getirmek için harika bir araç olduğunu belirtiyor.

Dr. Amit Malhotra ise bu ilkelere hastaların da uyması gerektiğini dile getiriyor. Hastaların birçok ihtimalin arasından en kötü hastalığa sahip olduklarına inanmaya meyilli olduklarını ve gereksiz endişe yaratmaları problem yarattığını ekliyor. Kendinizi bu konuda eğitmek ve doktorunuz ile birebir görüşmeniz ve onun yönlendirmelerini değerlendirmeniz gerekiyor. Hastaların teşhis için değil, sağlıklı kalmak için neler yapmaları gerektiğini anlatan içeriklere odaklanmaları gerekiyor. “Bu bilgiyi kim veriyor? Ticari bir amaç var mı? Gündem var mı?” gibi soruların doğru bilgiye yakınlaştıracağını dile getiren Malhotra, “.gov” uzantılı sağlık sitelerine ya da “org” uzantılı hastane ya da tıp merkezlerinin bilgilerine güvenebileceğimizi dile getiriyor.

Günümüzde internetin gelişimi durdurulamaz bir hal alırken, her bilgiye ve içeriğe inanmak yerine güvenilir sitelerden seçici bilgiler ile gündemi takip edebilir ya da hastalar ile hekimler arasında iletişim sağlayarak empatiye dayalı bir ilişki kurabilirsiniz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*